Kolera

Kolera Hastalığı Belirtileri ve Tedavisi

Kolera nedir : Cholera vibrio’nu enfeksiyonudur.

Kolera Belirtileri

Koleranın kuluçka devri, 2-5 gündür. En büyük tehlike, vücut sıvılarının kaybıdır. Hastalığın üç devresi vardır :

  1. Boşaltım devri: Gittikçe kötüleşen ve sonunda dışkının pirinç suyu görünümü aldığı, hafif diare ve kusmayla başlar. Tuz kaybı sonucu, kol, bacak ve karın kaslarında şiddetli kramplar görülür. Ateş yükseldiği halde, deri soğuk ve mordur, nabız hafiftir ve çok şiddetli bir susuzluk hissinin varlığına rağmen, su içilmesi vücut sıvılarını tuz yönünden daha seyreltik yaptığından, kramplar daha da şiddetlenir. Bu “boşaltım devresi” 3-12 saat sürer.
  2. Kollaps devri: Vücut soğur, deri kuru, buruşuk, mordur. Hastanın sesi zayıf ve kısıktır, idrar azalmıştır ve rengi çok koyudur. Kan basıncı çok düşer, nabız güçlükle alınır ve kramplar dayanılmaz şiddettedir. Bu durumda, belirtilerin başlamasını takip eden 24 saat içinde, hasta ölebilir.
  3. İyileşme devri: Sıvı kaybı azalır, genel durum düzelmeye başlar. Burada bile, hastalık belirtileri tekrarlayabilir veya hastanın 2-3 hafta içinde, tifoyu andırır bir halde, gittikçe kötüleştiği görülür. Bu “reaksiyon devresi”nde ateş yükselebilir ve pnömoni belirebilir.

Kolera Tedavisi

Kaybolan su ve tuzu sağlamaya yönelmedir. Bu amaçla 5-10 litre intravenöz tuzlu su verilir. Mamafih, hastayı suyla yüklememeye dikkat edilmelidir. İntravenör eriyiğe, potasyum eklenmesi gereklidir. Antibiyotik, özellikle tetrasiklin yardımıyla (5 gün süreyle verilir) bağırsaklar, kolera mikrobundan temizlenir.

Kolera hastalığında tedavinin en önemli yönü, korunmadır. Kolera aşısı, birkaç ay süreyle bağışıklık sağlayabilir, fakat yiyecek ve içeceklere dikkat etmek, sineklerden sakınmak daha önemli tedbirlerdir. Bütün vakalar tecrit edilmeli ve bunlara bulaşan tüm eşya sterilize edilmelidir. Günümüzde, kolera salgınları ancak sosyal sağlık teşkilatlarının görevlerini yapamaması sonucu belire bilmektedir.

Kolera Hastalığı Salgın Tarihi

Kolera ilk olarak Hindistan’da Bengal’de belirmiş bir hastalıktır. XIX yüzyılda, salgınlar halinde, Hindistan’dan, ticaret yollarını takip ederek yayılmıştır. 1817 yılında, Japonya’ya Rusya’da Astrahan’a 1826’da Moskova’ya, 1831’de Berlin’e, 1832’de Paris ve Londra’ya ulaşmış ve Londra’dan, göçmenlerce Kanada’ya taşınmıştır.

1847-1855 yıllarında, Avrupa’da diğer salgınları belirmiş, 1865’te, hacılar tarafından Hindistan’dan Mekke’ye götürülmüştür. 1895 yılından sonra, Avrupa’dan tamamen yok olmuş gibidir. Salgınlar ie çok öldürücü olmuştur. Örneğin, 1832’de, Hamburg’daki tek bir salgın esnasında görülen 17.000 vakanın yarısından çoğu ölmüştür.

Leave a Reply